Blog içinde konu aramak için yazın

Tuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2013 Cuma

BİR KİŞİ DEĞİŞİR DÜNYA DEĞİŞİR.

Hep kaygılandığımız şikayet ettiğimiz bir konu vardır. "Biz adam olmayız" , "Avrupa birliği bizi alıp napsın?" gibi. Toplum psikolojisi bizim gibi duygusallığın ön planda olduğu topluluklarda tedavisi bir hayli zordur. Yapamam düşüncesi, bir ben yapsam ne olacak ki, adam sende tavırları ile sürer gider bu durum. Bayramın son günü vesilesi ile aracımla Ankara'ya dönüş yolunda ilerlerken polis radyosu açıktı. Trafik ve yol durumu bilgileri eşliğinde türküler ve oyun havaları falan filan. Malum bayramı gözyaşına çeviren herhalde sayılı ülkelerdenizdir. Birinci duyduğumda fena değilmiş deyip geçtiğim ama sık tekrarlar sonrasında kafamın üstünde ampul yanmasına neden oldu bu slogan : "BİR KİŞİ DEĞİŞİR DÜNYA DEĞİŞİR." .

Hekimlik mesleğimiz gereği insanları ikna kabiliyetimizi sürekli yenilememiz gerekiyor. Ayrıca her insan bir değil. Özellikle özel hastanelerde hasta portföyü çok daha geniş oluyor. Her bireyin hastalığını yada önerilerinizi kabullenmesi için kullanacağınız cümle çok farklı olabiliyor. İnternet çağı ile birlikte hepimiz herşeyi taramak amacı ile ve özellikle sağlık konusunda çılgınca sörfler içindeyiz. Entellektüel kapasitemizi genişletmiş bir şekilde konunun uzmanının karşısına çıkıyoruz. İşte bu nedenler hekimi her türlü koşula, kişiye hazır kalmasını gerektiriyor. En başta belirtiğim adam sendecilik hali sağlıkta daha belirgin bir hal alıyor. Sağlık önerileri zulüm gibi algılanıyor. Tahlillerimde bir anormallik yokki diyip herşeyi kendimize muba görüyoruz.

Neyse sloganı duyduktan sonra, erkek şoför dostlarım daha iyi bilir, bayram gibi sıkışık trafikte bir an evvel hızlan yolu boşalt diye düşünürüz. Artık evli ve çocuklu olunca bu kamu spotunun peşinden hızla yavaşlayıp sağdan hız limitleri içinde hareket etmeye başladım. Çok geçmedi herkes sabit hız içinde ve sağdan gitmeye başladı ve trafik düzenli akmaya başladı. Buradan hareketle yeni sloganım oldu. "İlk" siz olun. Bayanlar arasında şekersiz çay tüketimi çalışanı, çalışmayanı arasında dalga dalga yayılıyorsa diğer sağlık konularında ve sağlık kontrollerinde de bunu sağlayabiliriz ve de sağlamalıyız.

Sağlıklı Mutlu Günlerde Buluşmak Dileğiyle

"Lütfen Bağışlayın"


27 Temmuz 2013 Cumartesi

BUGÜN BÖBREĞİN İÇİN NE YAPTIN? KONU:TUZ

Sevgili dostlar tuz tüketimi ülkemizde inanılmaz düzeylerde seyrediyor. Türk Nefroloji Derneğimiz bir çalışma başlatmıştı ,  SalTurk . Bu çalışma ile Türkiye'de tuz tüketiminin doğusu batısı yok. Trakya'da bile 17gramlarda günlük tuz tüketimi var. Rekor değer 22gram/gün. Müthiş. Bir ilaç firması bu çalışmayı destekleyerek 5gram, 17gram, 22gramlık tuz poşetleri hazırlamış. Mutlaka aynı işi sizlerinde yapmasını istiyorum. Göreceksiniz ve sizde benim gibi "bu kadar tuzda yetmez mi bir insana ?"  diye soracaksınız kendi kendinize. Bu sadece yemeklerimize attığımız tuz için geçerli bir miktar. Aslında aldığımız gıdalarla öyle çok tuz tüketiyoruz ki. İşin en zor tarafıda çocukluk döneminden itibaren tuz lezzetine alışıyoruz ve vazgeçilmezimiz oluyor. Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı "tuza hayır" ,diyor ve ekmekte tuz oranının azaltılmasını, kepek oranının artırılmasını söylüyor; fırıncılar odası "ekmek kabarmaz ki" diye cevap veriyor. Buradan şu sonuç çıkıyorki tuzsuz diye aldığımız ekmekten bile tuz alıyoruz.

Bunun haricinde diyalize başlamış ya da evre-4, evre-5 kronik böbrek yetmezliği hastalarımızla yaptığımız poliklinik görüşmelerinde tuz kullanmıyorum diyen hastalarımızdaki tuz açığını(öyle bir açıkta yok aslında) karşıladıkları besinlere gelince:
1- Büyük bir çoğunluk turşu tüketiyor.
2- İkinci büyük çoğunluk zeytin tüketimini artırıyor.
3- Ticaretle uğraşan hastalarımız dışardan hazır gıda tüketimine başvuruyor.
4- Ev yapımı salçalar hala devam ediyor. Damak lezzetine düşkün olup biber salçası tüketenler az değil. Ne kadar tuzlu olduğunu biliyorsunuzdur.
5- İşlenmiş kuruyemişler . Tuzlu leblebi, fıstık, fındık haricinde diğer kuruyemişlerde de tuz oranı hiç de fena değil.
6- Salamura edilmiş ürün tüketimleri. Ev yapımı peynir,asma yaprağı ön planda geliyor.
7- Pul biber tüketimi yine en sık tuz karşılama araçlarından bir tanesi. Bildiğimiz üzere pul biber nemlenirse "aflatoksin" dediğimiz kanserojen bir madde üretiyor. Nemlenmeyi bozulmayı engellemek için tuzla muamele görüyor.
8- Maden sodaları da yine mineral yönünden zengin bir diğer tüketim ürünümüz.
9- Ekmek tüketimi. Özellikle yufka ve pide ekmeği tuzdan bir hayli zengin yapılıyor.

Gördüğümüz gibi tuzu fiilen yemeklerimize atmasak bile aldığımız her gıdadan misli ile tuzzu vücudumuza alıyoruz. Burda yazdıklarım hepimizin sıklıkla tükettiği ürünlerdir. Extra daha tuzu aldığımız ürünlerde cabası.
Burada isimlerini saydığım gıdalarda tuz yönünden dikkat etmemiz gereken gıdalardır. Hastalarımın bilmeden yaptığı hatalar olarak sizlere anlattım. Artık hepimiz bu bilgilerden mesulüz. Öğrendik, çevremizdeki böbrek,kalp,tansiyon hastalarına bu bilgileri paylaşacağız.


Bu bilgiler ışığında "Bugün böbreğin için ne yaptın ? "sorusuna ne diyoruz:Tuz tüketimimi azaltıyorum.



"Lütfen Bağışlayın"